Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Özgen Aydos - Sus Dedi Adam Lal Oldu Kadın  (Okunma Sayısı 387 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 16 Ağustos 2010, 18:34:03 »
DiLEM
Sevda Masalları
Administrator
*****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2503

Üşür yorgun umutlarımdan arda kalan hayallerim...


WWW
Özgen Aydos - Sus Dedi Adam Lal Oldu Kadın

Sus Dedi Adam Lal Oldu Kadın

Bir gece vakti sarhoşken,şişmiş gözlerimle sana söylemek istediklerim vardı;

 

..Nerde bir yalnız görsem,dayanamıyorum çalıveriyorum yalnızlıklarını..

Tanrı bile  söz geçiremediğinden artık,üstüme ağlıyor..

Anlıyorsun değil mi?

 

 

Anlardın.Eğer kuzeye yakın bana soğuk ülkelerden birinde olmasaydın..

Sen her üşüdüğünde içim ürperiyor..sakalların tenimi acıtıyor ve tanrı saçlarını örüyor..

Ellerin diyorum ah ellerin,

Iki parmağının arasında duran sigara,

Yere düşen kül..

Ortalık kan revan,ortalık yangın yeri

Israfil surayı üfledi

Vakit;

Cehennem vakti.

 

 

Kutsal ay!Tüm yankesiciler,katiller,sapıklar arınıyorlar günahlarından aç kalarak,

Ve ben elimdeki bir bardak şarapla hepsinin ırzına geçiyorum!

Seni  nikahsız düşünmek suç bu ülkede,

Ah ruhumun zinası!

 

 

Bir sinema koltuğu,bir köprü altı,bir teras deniz bakan,çift kişilik herhangi bir yatak..

Yanında huzur bulduğum tüm adamları,aşık edebildiğim diğer kadınlar..

Kaç kişilik aşklar yaşadım ben,kaç kişiyle sevdim,seviştim.dağıttım uykularımı

Sarhoş olup boyunlarına dolandım..

Kaç şişe votka içtim,sarıldığım adamların yüzünü

‘’sen’’diye görebilmek için..

 

 

Saat kaç?gece yarısını çoktan geçmiş olmalı..çift görmeye başladım harfleri..

Sabah erken kalkmalı,yola çıkmalı..yapılacak ne çok iş var,söylenecek ne çok söz..

Daha 12 eylül darbecilerine küfredip,kendi topraklarında kendi adlarıyla tanınmayan azınlıkları anlamaya çalışacağım.

Daha aşk diye bildiğim şeyin,

62 den tavşan yapmanın ilerisine gitmeyen bir çocuk oyunu olduğunu insanlara öğreteceğim.

Tüm günümü saçmalara sarıp,

Sapanlara uzaklara fırlatacağım!

Çünkü sen yoksun..

 

 

Arkana bile bakmadan koşar adım bindiğin uçak havalanırken,

Kızarmış burnuma karışmış hıçkırıklarımla

 Seslendim;

Git-me diyemem sana..

Ama kalma..

Ne olur gittiğin yerlerde

Çok kalma!

 

 

 

 

Tanrının yazdığı kuralları bile değiştirebiliyor insanoğlu,peki ben neden yakamıyorum tüm kutsal saydıklarını?

Neden yazamıyorum sureyi yeniden

Neden Meryem bir İsa daha doğuramıyor ve

Yaramıyor Musa göğü?

Neden peygamberler hep acıları iyileştirir de,

Hiç sevişmezler?

 

 

Neden Zeus Hera’yı,Leon Mathilda’yı, Nietzsche Salomeyi,

Nazım Piraye’yi

Neden bildiğimiz tüm iyi yürekli kahramanlar

Sevdikleri kadınları

Birer orospuyla aldattı?

 

Çıkmaz sokaklardan korktuğumu bilerek

Neden saklandın karanlıklara

Bak 100’e kadar sayıyorum

Çıkmayan ebe!

 

Sana gitme diyemem

Ama kalma..

Ne olur gittiğin yerlerde çok kalma!

 

 

Dinini bilmediğin,diline dokunmadığın,tuzunu tatmadığın,adlarını söyleyemediğin insanlar ne katarlar ki,

Korkularına,korkaklıklarına,kokuna?

Istediğin her liman da bir gemi olmak,

Her ada da dilenecek üç dilek içinde sayılmak mı?

 

Bir şişeye saklayıp bıraktım seni okyanusa,

Şimdi hangi kıtada olduğunu ne önemi var,

Seni ben yarattım..!

 

Oysa ben okuma bilmeyen bir adamın

Sevdiği kadına yazdığı

Ecüş büçüş harflere saklanan,

Söylediğinde yanaklarını kızartan,

Seni seviyorum cümlesinden öte bişey istememiştim..

 

 

 

Sana bir şehir,sana bir deniz,sallanan salıncak,söylenen şarkı,ermeni dilinde söylenen gazeller,

Kürtce yakılan ağıtlar,ibranice söylenen küfürler olmadım-olamadım.

Olmakla ilgili bir kaygım hiç olmadı,

Anlamadın.

 

 

Cinsiyetsiz cinayetler işleyip,aynı şairlerde huzur bulurduk..Beyoğlu keşfe  çıkıp hep aynı meyhanede demlenirdik,

Bana bir cüce,sana bir deve aşık olurdu.ah yaşadığımız dünya değil

Alice harikalar diyarıydı

Ve biz iki küçük soytarı,

Dünyayı kurtarabileceğimize inanırdık.Ütopyalarımız vardı,daha boka bulanmamış,

Daha 14 yaşındaki kızın kanı sürülmemişken alınlara,daha picca’nın utancı gelinlikleri karaya çalmamışken

Biz bu ülkeye barış gelecek sanırdık..

 

Düş sesli bir adam yıktı tüm umutlarımızı.Boğuk boğuk söyledi türküsünü,

Hani elin belime sarılı,üflerken sigaranı yüzüme..

‘’gitmeli’’,demiştin,başka duraklarda mola vermeil

Ama sen hep aynı kalmalısın

Ah çocuğum bozar seni bu deli dünya

Sen hep aynı nefesi vermelisin’’

 

 

 

-Sana gitme diyemem

Ama kalma..

Ne olur gittiğin yerlerde çok kalma!-

 

 

Sarılırken cennet kokulu bir kız çocuğuna ve öperken örülü saçlarını,

Örümcek ağı tutmuş beynimle yıktım duvarlarımı

Ve çıkarıp abimin taktığı bekaret kemerini

Tüm duygularımı sana peşkeş çektim..

Iki güzel söz karşılığı..

 

 

-seni seviyorum..-

 

 

diL aynı dil..

kutuplarda da,afrikada da

küfür ederken de,sevişirken de.

Ve silip tüm zamanları bir söze

Bir öz olurken

Bir bebeğin kulağına ezan okurken de..

 

 

Sana yaşadıklarımı biriktirmiştim,paslı bir istanbul gecesi

Kaşımdan damlarken kan,

Ve kaçarken taksimin sapıklarından,

Incinen bileğimle bir travestiye fotoğraf arkadaşı olup,asla sevgilim olmayacak bir adamı öperken de..

Sana anlatacaklarımı saklamıştım dilimin altına..

 

Ama sen gittin.

Bak asılı tüm duygularım

Boşlukta!

 

Ama ne demişti ki o adam,

Herkes kendine aşıktır bu yüzdendir ki,

kimse bulamaz kendini maşukta

bu yüzden

yoktur mutlu aşk,

aşk mutlu değildir.

 

….

 

 

Seviştiğin fahişeleri kıskanacak kadar

Çocuğum,

Kırdım tüm aynaları

O suret beni öldürecekti.

 

Ama neydi.

 

 

-Sana gitme diyemem

Ama kalma..

Ne olur gittiğin yerlerde çok kalma!-

Özgen Aydos
Logged




Yaralı gönlümü ,
sevgilinin gece renkli zülfünün hayaliyle sardım.
Geceleyin merhem bulamayan o yaranın vay haline.


Yarım kalan öykülerimin noktası olmaktan vazgeç.
Bana başlangıçlara yeter hevesini ver.
“Susacak var” edilen bir yemin, sözle tutulamayan.
Bana yüzünden çizgiler ver, gülüşünle belirginleşen ve hiçbir gamzeye yer açmayan.
Suya yazılmaktan kurudu kelimeler…
Bana bir cevap ver!


Bana hayatım boyunca vazgeçmemem gerekildiği söylendi.
Fakat çoğu zaman bunu başaramadım.
Ben her vazgeçişimde ağladım bazen yıkıldım..kırıldım.
Ve ben vazgeçmemeye çalışırken birileri çoktan bir şeylerden benden vazgeçmişti.
İnsanlar istemedikleri şekilde yaşadıklarında her gün ölürler.
Ben her gün öldüm
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2008, Simple Machines
vBulletin Theme Design by TurkloRD
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!